Okul Seçiminde Kriterler -2

Her ailenin okulla olan ilişkisi ve hayatın gereklilikleri farklı. Bu nedenle bu işin doğrusu, olması gerekeni yok. Koşullar ve beklentiler çerçevesinde en uygunu var. Ve her bir çocuk için de bu ayrı ayrı geçerli.

Ela 22 aylıkken kardeşi doğdu. Sosyal ortamlarda olmayı seven, yalnız oynamayı tercih etmeyen bir çocuk Ela. 6 aylıktan 3 yaşına kadar hemen her gün 2 saat kadar mahalle parkında arkadaşları ile oynadı. Evde de dedesi ile oynadı mütemadiyen. Ege’nin doğumu evdeki hareketi artırırken, Ela’ya ayrılan zamanın ister istemez kısıtlanmasına sebep oldu. Ayrıca Ela 3 yaşına geldiğinde, parkta her gün beraber oynadığı arkadaşları da kreşe başlamıştı.

KREŞ

Evde sıkılma ve dolayısıyla kardeşine sardırma emareleri gösteren Ela’yı önce yarım gün, sonra tam gün kreşe başlattık. Mahalle arkadaşları ile gitti geldi kreşe 7-8 ay. Ciddi ciddi gitmek istemediği olmadı hiç. Kreşte bizi pek memnun etmeyen şeyler olsa da, Ela gayet memnundu. Hatta bir sonraki yıl ziyarete bile gitmek istedi kreşini.

Kreşten memnun olduklarımız:

Ela’nın arkadaşları ile mutlu olması.

Severek ve hevesle gitmesi.

Bizi memnun etmeyenler;

Kreş yöneticisinin laf kalabalığı ile sorularımıza net cevaplar vermemesi.

Çok küçük ve kalabalık sınıflar olması.

Tüm yıl bizi bahçenin dibindeki inşaat dolayısıyla oyalayarak, çocukları bahçeye çıkarmamaları.

Bir dolu kırtasiye parası almalarına karşın, bütün yıl kırık pastel dışında malzeme kullandırmamaları.

Yiyeceklerin sağlıklı olduklarından ciddi şüphe duymamız.

Ela uyumak istememesine rağmen, diğerleri ile beraber yatmak zorunda kalması ve 2 saati tavana bakarak geçirmesi.

Çok fazla tv izlenmesi.

Peki niye almadınız kreşten derseniz, valla ben de şaşırıyorum bu duruma. Nutkumuz tutuldu herhalde. Ayrıca hepimiz ben, kocam, annem ve babam yorgunduk sanırım. Ela da mutluydu üstelik. Normali bu diye düşündük. Güzel taraflarını gördü gözümüz. Zaiyatsız atlattık velhasıl.

ANAOKULU


Sonraki yıl hiç düşünmeden anaokulu arayışına başladık. Eve yakın, fiyatı makul, eğitim anlayışı bizimkine yakın, bahçesi geniş bir anaokuluna başladı Ela. Üstelik İtalyan öğretmenlerden haftada 16 saat dil eğitimi alacaktı. Canımız arkadaşlarımız Pamiy ve Poyyas’la başladılar anasınıfına.

Çok tatlı bir öğretmenimiz vardı. Hala görüştüğümüz, anasınıfı öğretmeni olmak için doğmuş, sevgi dolu, oyuncu bir öğretmen.

Sınıftaki arkadaşlarını çok sevdi Ela. Biz de aileleri sevdik. Bizim dünya görüşümüze yakın insanlar. Ailece görüştüğümüz, birbirimizin evine gidip geldiğimiz, hatta beraber tatil yaptığımız arkadaşlarımız oldu bu sayede.

Resim öğretmenlerini başarılı buluyorum. Ela 2 yılda resimle kendini ifade etme konusunda epey gelişim gösterdi.

İkinci sene de aynı okulda, farklı bir öğretmenle devam ediyor. Şu anki görüşlerimiz:

Bu seneki öğretmeni disiplin konusunda iyi, sevecenlik konusunda yetersiz. Bence bu yaştaki çocuklar için sevgi ve anlayış, eğitim ve disiplinden daha önemli. Onlara sadece sosyal bir ortam ve zaman vermek yeterli diye düşünüyorum. Disipline olmalarına gerek yok bu yaşta. Zaten sosyal ortam içinde kabul edilebilir davranış kalıplarını kendileri içgüdüsel olarak keşfediyorlar.

Santranç öğrenmeye başladılar. Oyunla öğreniyorlar ve santranç öğretmenleri hep hikaye anlatıyor. Bu sebeple Ela santrancı çok seviyor. Evde babası ile en fazla oynadıkları oyun denebilir. Ege’ye de yavaş yavaş öğretmeye başladı.

Hala aynı sınıf arkadaşları ile okuyor. Bu da sosyal becerileri açısından güzel. Çünkü farklı bir ortamı çözmeye çalışmaktansa, kendini daha rahat hissettiği bir ortam olduğu için güvenli hissediyor. Mesela oynamak istemiyorsa, bir köşede kendi kendine resim yapıyor ve bundan dolayı mutlu.

Burada anlatmam gereken bir şey var. Ela’nın bu durumundan ben rahatsız oldum. Öğretmenine oyuna dahil etmesi konusunda baskı yaptım. Öğretmeni de Ela’yı bu konuda yönlendirdi. Bu olayın bana dönüşü, Ela’nın “ne güzel resim yapabiliyordum, şimdi oynamak zorundayım” demesi oldu. Bu da bana çocuklarıma müdahele edeceğim sınırları öncesinde düşünüp tartmam konusunda çok iyi bir ders oldu doğrusu.

Beden eğitimi ve modern dans/bale yetersiz. Ela’nın fiziksel zekasının fazla olması sebebiyle daha fazla harekete ihtiyacı var. Okul bunu karşılayamıyor. Biz de haftasonları yüzme ve parklar, haftaiçi evde muhtelif atlama ve triatlon aktiviteleri ile bu açığı kapatmaya çabalıyoruz.

Bu 3 yılın sonunda;

Okulun ilkokul öncesinde çocuklar için ailenin sosyal ortam yaratma becerisi paralelinde gereksiz olduğu sonucuna vardım.

Çocuğu o kadar saat minik bir sınıfta tutulmasının haksızlık olduğunu düşünüyorum.

Evde yeterli malzemeyi ortaya koyduğumuz taktirde, çocuğun özgürce bu malzemeyi kullanabildiğini gördüm. Eğitimli bir öğretmenin yönlendirmesine gerek yok.

Kurallar silsilesi, aile ve arkadaş ortamında kendiliğinden geliyor. Sınıfta anlatılmasına gerek yok.

Okul biçim veriyor. Çocuklarınsa özgürce gelişmeye ihtiyaçları var.

Ela seneye 1. sınıf olacak. Bu okula devam edecek. Onu mümkün olduğunca ödev ve proje sürecinden uzak tutmak ve okumayı kendisi için sevmesini saplamak dışında bir amacım yok.

Ege’yi bu sene de okula vermiyoruz. Ege daha kendi kendine vakit geçirmeyi seven bir çocuk. Evde babası ile gayet mutlu. Önümüzdeki kış tiyatro, atölye, sergi gibi olanakları artıracağız.

Okul meselesi bizim ailede böyle şimdilik.

Seneye Allah Kerim…

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s