“Anneler Günü”nü sevmiyorum!

Evet sevmiyorum. Anneliğin kutsal bir mertebe gibi sunulmasını anlamıyorum. Annelerin o gün kendilerini ayrıca pek önemli hissetmelerine de anlam veremiyorum. Hele hediye mevzusu, sistemin pek şahane ve cancanlı kandırmacasına gönüllü katılım, peh!

Annelik özel, güzel, zevkli ve yorucu; evet. Kişiye özel bir kere. Hayat da öyle değil mi zaten? Babalık da öyle, öğretmenlik de, anane-dede olmak, pilotluk bile. Hatta şu özelliklere sıkıcı ve zorlayıcıyı da eklersek beyaz yaka çalışan işçi bile aynı durumda. Yani abartmanın lüzumu yok gibi geliyor bana.

Babalar günü de saçma. En saçması da sevgililer günü. Tüm özel gün kutlamalarına karşı olduğum sonucu çıkmasın. Doğumgünleri ve yılbaşına lafım yok mesela. Bir başlangıcı kutlamak açısından hoş geliyor bana. Yıldönümleri de eh işte, bana göre olmadığını biliyorum sadece. Neyse ki eşim de benimle aynı kafada da, sorun çıkmıyor bu sebepten.

kunstnerfestskagen_468
İskandinav ressam Peder Severin Kroyer. Hip,Hip,Hurrah! 1888

Bu günleri kutlayanların da çoğunlukla günün “anlam ve amacına” göre, zaten şanslı olan kesimi temsil ettiğini düşünüyorum. Genelde para pul anlamında kendi yağında kavrulabilen, belli bir eğitim almış ve bu sayede sistemdeki yerini alabilmiş (ne yazık ki), yılın diğer günleri de kendine vakit ayırma konusunda şanslı, çocuğu için bakıcı ve özel okul desteği alabilen bir kesimin, bu günlerin hakkını! verdiğini düşünüyorum. Ha bir de sabah programlarının arasında bolca pompalanan “özel gün” pazarlamasının müşterileri olan kişiler elbette. Yani tabiri caizse ‘eşşek’ gibi çalışmak durumunda kalan, şiddet gören, küçük yaşta annelik-babalık yapmak durumunda kalan, ciddi olarak karnını doyurma derdi olan, sosyal ve kişisel hakları zavallı durumda pek çok kadın ve erkek, bu özel günleri sabah yatakta kahvaltı, öğlen sahil kenarında brunch, akşam şarap eşliğinde ayrı bir seramoni ve hediyelerle kutlamıyor zannımca. Ee, 23 Nisan’da bir günlüğüne koltuğa oturtulup, “çocuk işte” gülücükleri ile yapay sorumluluklar verilen çocuktan ne farkınız var? O esnada her hangi bir ciddi sorun çözülebilmiş, bir derde derman bulunabilmiş, hatta buna bir çaba harcanmış mıdır? Güne adını veren mertebe ile ilgili, mertebenin kutlanması ve kutsanması dışında, ne yapılmıştır?

Bu ülkede çocuğa, kadına, yoksula, yaşlıya, engelliye, farklı olana ne zaman ki insanca muamele edilme aşamasına gelinir; ancak o zaman konuşacak konular arasında bir minik yer edinir bu tür kutlamalar. Konuşacak onca konu varken, siz neyi kutluyorsunuz Allah aşkına?

Ha, sevgi pıtırcığı olup, senede bir gün de unutalım dertleri diyorsanız; size aynı şekilde kalan diğer günlerin de hakkını adam gibi vermeyi de düşünün o halde demek isterim 🙂

Annenize, babanıza, sevgilinize, çocuğunuza, iş arkadaşınıza, dostunuza kendini özel, önemli ve güzel hissettirmek; hediye almak ve beraber eğlenmek için, birinin belirlediği bir gün, herkesle beraber kutlama yapmak zorunda değilsiniz inanın. Canınızın çektiği her an, ve her sıklıkta bunları yapabilirsiniz.

Hayatın absürd geldiği günlerden biri daha işte….

Study for Celebration
Fabian Perez Study for Celebration