Çocuklarla Kamp – 2

İzmir Gümüldür civarındaki kampın devamı olarak olarak Didim’deki antik kentleri görmek için rotayı Tavşanburnu Tabiat Parkı’na kırdık. Kamp alanı belediyenin işletmesi olan ve günübirlik misafirlere ayrılan bölümle beraber geniş bir alana yayılan ormanlık bir arazi. Sezonda kalabalık elbette. Ama şansımıza hemen girişte yeni boşalan güzel bir yer bulabildik. Zaten kamp alanında fazla kalmayacağımızı gözönünde bulundurarak çadırı kurduk.

Kamp alanına yakın antik kentlerden Didyma, Miletos ve Priene’yi ziyaret ettik. Müzeyi gezdik. Detaylı anlatmayacağım. Sadece çocukların müthiş etkilendiğini ve uzun uzun, çok güzel vakit geçirdiğimiz söylemek isterim. Müthiş geniş bir alanda, son derece göz alıcı yapılar var. Keşke gezerken bilgiyle donanabilsek. Bu konuda ciddi bir çalışma yapılması elzem. Ama bu halleriyle bile kesinlikle büyüleyici mekanlar. Özellikle de çocuklarınızla gidip görmenizi hararetle tavsiye ederim.

Kamp ve tarih birbirine çok yakışan bir ikili. Çocuklarsa buna anlam katan en önemli şey. Onların gözüyle doğaya ve geçmişe bakmak insanı çok zenginleştiriyor.

Kamp

Kamptayız. Saat 3. Gecenin körü. Bir saattir öylece oturuyorum karanlığın ve sessizliğin içinde. Çok yıldız, bol sessizlik var. Uyku sarmalına teslim olmuş etraftaki çadır ve karavanlar. Henüz sakin burası.

Kamp hayatı öyle güzel ki, içinden hayat ve neşe fışkırıyor sanki. Beni durduruyor, -ki ihtiyacım olan bu- sarmalıyor, enerjimi sakinleştiriyor, gülümsetiyor, güzelleştiriyor içimi.

Çocuklar yavaş yavaş içinde dalıyorlar kamp ruhunun. Bizden farklı bir süreçleri var. Uyum sağlamak için önce deneyimlemeleri gerekiyor. Hazırlık aşaması kamp süresince gerçekleştiği için, ilk günler sıkılmaya daha fazla zaman ayırıyorlar. Sonra tadına varıyor ve kendi döngülerine uyduruyorlar. Keyif alma dönemi sonra geliyor. Bunu düşünmek ve kampı bu gözle planlamak gerek. Uzun bir kamp veya kısa ama sık kamplar yapmalı.

Kamp hayatına ilk üç gün adaptasyon ile başladık. Bence yarın başka bir alanı keşfe ve ardından antik kentler gezisine başlayabiliriz. Maceralar bizi bekliyor.

İstanbul’dan Göç Etmek

Eğer İstanbul’da çalışan bir beyaz yakalı iseniz eminim başka bir yere göç etmeyi en az bir kez istemiş, hayal kurmuşsunuz, hatta plan bile yapmışsınızdır. Haklısınız tabii! Trafiği, mesaileri, çocuğunuzu bakıcıya teslim etmeyi, okul sorununu, müdür sorununu, arkadaşlarla bir türlü görüşememeyi ve dahasını düşününce!😟 Zor değil mi? Kalmak kadar gitmek de zor öte yandan. O yüzden zamanını bekliyorsunuz sanırım. Size bir şey söylememe izin verin o halde, zamanı siz getirmezseniz gelmeyecek 😲

Öncelikle neden kaçmak istediğinize odaklanın. Şu andaki yaşam koşullarınız sizi ne derece zorluyor? Zorluk derecesi nispetinde neler sağlıyor? Sağladığı olanaklar gerçekten sizin istediğiniz hayatın olmazsa olmazları mı? Oturduğunuz ev mesela, çocuğun okulu, kıyafetleriniz, arada bir dışarıda yediğiniz yemek, prestij, çevre, kariyer? Sizce değerli olan ne ve karşılığına değer mi? Biz şahane bir koca beyaz sayfaya SWOT analizi ile anlayabilmiştik içinde bulunduğumuz durumu. Çoğumuzun aşina olduğu bu muhteşem analiz sadece sunumlarda değil, kişisel hayatınızda da işe yarıyor. Eğer içinde bulunduğunuz durum, yani işiniz, eviniz, ortamınız ve olanaklarınız sizi tatmin ediyorsa, şikayet ettiklerinizi düzeltmenin yollarını arayın. İş değiştirin, ev değiştirin, sosyal hayatınızı canlandırın, çocuğun okulunu değiştirin, bakıcı yerine bir okul arayın mesela. Ya da bir hobi edinin, bir kursa yazılın, görüşmek istediğiniz arkadaşlarınızı eve davet edin veya evin dekorasyonunu değiştirin. En önemlisi de şikayet etmeyi bırakıp harekete geçin.

Eğer olumsuzlar daha fazla ise, gitmeyi ciddi ciddi düşünmeye ve planlamaya başlayabilirsiniz. Nasıl mı? O da başka bir yazının konusu olsun hadi. Şimdi her şeyi boşverip şahane bir tatil yapın en iyisi 😜

İyi tatiller ahali

Kampta Çocuk Olmak

Sıcaklarda serinlemek için en tatlı yollardan biri, püfür püfür çam ağaçları altında, denize nazır bir kamp olmalı, değil mi? Kamp ile ilgili bir kaç yazı yazmıştım. Çocuklarla gidecek olanlar için biraz daha tüyo vermek isterim. Çocukların yaşlarına göre değişse de, aşağıdakiler sayesinde biz epey eğlenceli zamanlar geçirdik:

  • Çocuklar resim yapmayı çok seviyorlar malum. Yaşamın hangi evresinde boyamaktan vazgeçiyoruz emin değilim. Kendini ifade etmenin ve rahatlamanın en güzel yollarından biri oysa boyalar. Kalemler, fırçalar, parmak boyaları ve toz boyalarla renkli bir dünya... Hem araba yolculuğu, hem de kamp için yanınıza bol bol almanızı tavsiye ederim. Üstelik sonrasında vücutlarındaki boyalarla denizi de renklendirebilirler. Biraz daha büyüklerse, kamp ateşinin etrafında isim-şehir-hayvan gibi oyunlar da oynayabilirler.

20150825_182333

  • Resim yapmak, çocukların doğa ile ilgili farkındalıklarını da artırıyor. Mesela ağaçların kırmızı, sarı, kahverengi ve pek çok farklı tonda yeşil renkte olabildiğinin ayırdına daha net varıyorlar.
  • Kamp ortamında kitap okumak çok zevkli. Anne ve babanın da okuyor olması, onlar için de gösterge. Kampta neler yapılacağını görerek ve deneyimleyerek öğreniyorlar. Kitap okumak da bence olmazsa olmazlardan. Çocuklara kitap okumak, masal anlatmak, hikayeler uydurmak için daha güzel bir ortam düşünebiliyor musunuz? Aslında bu ev ortamı için de geçerli, fakat kampta alınan tat bambaşka.

DSCN5862 (1)

  • Ateş yakmak başlı başına bir olay. Çalı çırpı, kozalak ve odun toplanması, ateşin yakılması, beslenmesi, üzerinde bir şeyler pişirilmesi ve sonrasında söndürülmesi… Çocukların en çok sevdikleri, ilgilerini en çok çeken ve en uzun süre vakit geçirebildikleri kamp olayı. Güvenliklerini sağlayın ve onları bundan mahrum etmeyin. Asa Lind’in Kumkurdu serisinde ateşle ilgili bir bölüm vardır. Ateşin masumluğunu ve tehlikesini sahilde yakılan bir minik kamp ateşi üzerinden öyle güzel anlatır ki! Eğer hala tanışmadıysanız, bu muhteşem seriyi keşfetmenizi tavsiye ederim.

20160514_191949

  • Kova ve kürek çok işe yarıyor. Eğer kumsal yanındaysanız, kumlarla oynayabilirler. Eğer ormanlık bir alandaysanız taş, yaprak ve toprak taşıyabilirler. Ateşi söndürmek için su getirebilirler. Etraftaki köpek ve kuşlara su verebilirler. Domatesleri yıkayabilirler.

20160514_114746

  • Etrafta bir keşif gezisi güzel oluyor. Bunu öylesine değil de, başlı başına bir olay olarak kurgulayınca, çocukların daha çok ilgisini çekiyor. Ağaçların neler olduğu, hangisine tırmanılabileceği, yaprakların çeşitleri, patika yollar, çiçekler, ağaçların arasından gökyüzünün ne kadarının göründüğü, çeşmenin çadıra kaç adım uzakta olduğu gibi şeylerle oyunlaştırabilirsiniz.

20160521_100850

  • Yemek hazırlamak, hele de işin içinde mangal varsa harika bir aile aktivitesi. Günlük işlerin içine ne kadar dahil olurlarsa o kadar zevk alıyorlar.
  • Çadırda oyun. Evet doğanın içindeyken bir yetişkin olarak tepesi güneşin altında kaynayan bir çadırda olmak pek zevkli olmayabilir. Fakat bir çocuksanız o bir çadır değil, kendinize ait bir gizli alan. Belki bir uzay gemisi, uçak, gemi, korsan adası, mağara, denizaltı veya sadece bir çadır... Bırakın çocuk kahkahaları fırlasın çadırdan 🙂
  • Ojeyi çocuğa yakıştıramasam da, kamp için rengarenk ojeleri yanımızda bulundurmayı seviyorum. Taşları ve midye kabuklarını toplayın, boyayın ve kamp ahalisine harika bir sergi yapın.
  • Hamak güzel bişey, inanın 🙂

20150618_160322

  • Tüm aile saklambaç oynadınız mı hiç kamp alanında? Deneyin. Kahkahalarınıza kayıtsız kalamayıp size katılan bir dolu insan olacaktır.
  • Toprakta karınca yolları açıp, kenarlarına yapraklar koyarak harika bir karınca şehri yapılabiliyor, biliyor musunuz? Üstelik sabah kalkıp karınca ailesinin yaprakların ne kadarını yediklerini kontrol ettiğinizde hayrete düşebilirsiniz.

20160515_104458

  • İlk kampımızdan bu yana her akşam yıldız partisi yapıyoruz. Akşamüzeri gökyüzünde ayı görenler davetli yalnızca bu partiye. Sonra ateşin yanında yatıp, yıldızların partisinde neler olduğunu anlatıyoruz birbirimize. Özellikle kızım bayılıyor buna.

20150824_074454

  • Topladığınız yapraklardan kocaman bir insan, ev, araba, gemi yapabilirsiniz resmi yapabilirsiniz. Yaprakları renk ve şekillerine göre ayırıp, arabanın camlarını, tekerleklerini, direksiyonunu yapın ve içine girip güzel de bir fotoğraf çekin. Rüzgarsız bir anı beklemenizi tavsiye ederim elbette 🙂

20160521_142354

Sizler neler yapıyorsunuz çocuklarla sahilde veya kampta?

Kamp Hayatı için Yardımcı Fikirler

1

Çocuklarla kamp yapmak güzeldir. Hem de çok güzel. Üstelik kolay ve keyiflidir de. Nasıl mı?

Öncelikle kamp yapmayı içinize sindirmeniz gerekli. Doğadaki konforu içselleştirmeniz, etrafta bina olmayışının keyfine varmanız, bakır bir cezveye konfor addedebilmeniz lazım. İstek ve az beklenti şart yani. Bunlar tamam mı? Sırada ihtiyaç listesi var:

Küçükken haftalarca süren çadır maceralarımız olurdu. Annemin meşhur bir listesi vardı. Yılların deneyimi ve bir başak burcunun özeni ile hazırlanmış, oldukça işe yarar bir liste idi. Kamp öncesi annem listeyi çıkarır, eşyaları kontrol ederdi. Bu sayede kamp bizim için gayet rahat geçerdi.

Öncelikle çadır. Decathlon, aynen spora bakışa olduğu gibi, açıkhava tatil anlayışına da genel bir kolaylık getirdi. Pek çok kamp malzemesi gibi çadırın da en kullanışlısını bulabilirsiniz orada. Biz 2 çocuk, 2 yetişkin için 3 kişilik, kolay katlanan bir çadır kullanıyoruz. 4 tarafının da hava alabilir olması sayesinde çadırın bunaltıcı etkisini yaşamıyoruz. Tüm pencereler tül olduğu için sinek ve böcek girmesini engelliyor. Ayrıca 3 köşesindeki lambalar sayesinde gece bile içinde hareket etmek, kitap okumak mümkün.

Su geçirmez özelliği olduğunu da geçen seferki kampımızda tüm gece bardaktan boşalırcasına yağan yağmur altında test ettik, onayladık. Yağmurlu bir kamptan çıkarımım şudur: kampta yağmurdan korkmayın, mutlaka bir kez deneyin, keyfini çıkarın. Özellikle çocuklar çok sevecekler.

çadır

Yatak olarak ben çocuklarla beraber bir şişme yatak, eşim ise tek aşağıdaki resimdeki gibi bir kamp yatağı kullanıyor.Her ikisi de rahat. Kilo farklılıkları sebebiyle, çocukların baba ile aynı şişme yatakta olmalarındansa, bu şekilde yatakları ayırmak daha pratik. Aksi durumda gecenin bir körü ev ahalisi babanın üstüne çullanmış olabilir 🙂
Katlanabilir kamp sandalyeleri pek çok işe yarıyor. Mutlaka bulundurun. Genelde kamplarda masa oluyor ama kamp ateşinin etrafında muhabbet için bu sandalyeler şart.

sandalye

Tabak çanak için mümkünse pratik kamp malzemeleri alın diyeceğim. Ancak kamptaki konfor size keyif veriyorsa, iki fincan, ince belli çay bardağı gibi eşyaları ekleyin malzemelere. Bunlar kampa keyif katıyorlar kesinlikle.

Zamanında Debenhams’dan aldığımız kamp çantası bizim için çok kullanışlı oldu. Sayesinde günübirlik pikniklerde de gerekli malzemeleri bir çırpıda hazırlamış oluyorum. Çantada 4 kişilik tabak, çatal-bıçak ve plastik kadeh bulunuyor. (İngiltere meşeili olması sebebiyle piknikte çay değil, şarap içilir fikrinden sanırım) Ayrıca içi straforlu olduğu için ısıyı koruyor. Böyle bir çanta çok işinize yarar. Ama bir piknik sepeti alıp, evdeki eşyalardan kendiniz de toparlayabilirsiniz. Her seferinde hazırlamak istemezseniz, bir tane hazır bulundurmanız işinizi kolaylaştırır. Bir de termos olduğu zaman tamamdır. Biz genelde kamplarda kettle taşıyoruz. Elektrik problemi olmayan kamplarda sıcak su sağlamak için büyük kolaylık. İçinde yumurta haşlamışlığımız da vardır.

Geceleri soğuk olabilmesi ihtimaline karşın battaniye, rahat bir uyku için kendi yastıklarınız, mutlaka renkli bir masa örtüsü, sineklere karşı büyük bir yatak cibinliği, mangal keyfi için maşa, mayo ve havluları kurutmak için çamaşır ipi ve mandal, bir küçük tepsi (içinde karpuz kesip, yeşillik yıkayabilmek için çelik fırın tepsisi), fener, çakmak gibi eşyalar hayat kurtarır.

Ayrıca makarna, kızartma, menemen gibi basit yemekler için derin bir tencere yeterli olacaktır. Bir de tavaya ihtiyaç yok.

Eğer arı ve sinek problemi varsa gittiğiniz yerde cevzede kuru kuru Türk kahvesi yakarak kurtulabilirsiniz. İçine birkaç damla lavanta kokusu da eklerseniz fena olmaz.

El havlusu, sabun, bulaşık deterjanı ve süngeri gibi temizlik malzemelerini de unutmayın.

Artık genel anlamda kamp için hazırsınız. Az eşya, az iş demek kampta. Bu sebeple çok kullanımlı eşyalar tercihiniz olsun. Ve unutmayın, kampçılar birbirine yardım etmeyi severler. Yol yordam sormaya, ihtiyacınız olan birşey istemeye çekinmeyin. Kimbilir bir kamp ateşinin etrafında tüm gece sürecek güzel bir muhabbeti başlatmış da olabilirsiniz bu sayede.

Çocukları hem bu hazırlığa, hem de kampın kurulmasına katmak, onların da birer kampçı olmalarını sağlıyor. İçselleştirdikleri bu yolculuk, kamptan daha fazla keyif almalarını sağlıyor. Bu şekilde etrafı kendilerine rahatlık sağlayacak şekilde belirleyip, tanıyorlar. En sevdikleri şeylerden biri de çadırı kurmak ve içinde oynamak.

Kamp hayatı, insanın doğadaki yeterliliklerinin farkına varmasına, içsel yolculuğuna, ailenin dinginlik içinde uzun vakitler geçirebilmesine, çocukların sonsuzluk ve özgürlük duygularının gelişmesine yardımcı oluyor. O zincir bir kez kırıldı mı, size de keyfini çıkarmak kalıyor.

20150618_160404

2

20150621_140515

Bir Kamp Masalı

Doğada yapılan kamp ile, otelde yapılan tatil arasında ne çok benzerlik ve fark var, değil mi? Aynı ay içinde, iki çocukla, her ikisini de yaptık. Biraz anlatayım mı ikisini de? Belki çocuklarla tatil için fikir verir size de.

Otel tatili : Uçakla, Antalya’da, aklınıza gelen herşeyin dahil olduğu, binlerce kilometrelik alana yayılmış, bol katlı, gemi şeklinde bir otelde… 4 kişilik çekirdek aile olarak… (şurada detaylı anlatmıştım)

20150601_142107

Uçak ulaşım için rahat bir yöntem. Kısa sürdüğü ve çocukların ilgisini çektiği için, sürekli animasyona ve yorgunluktan kaynaklı mızmızlığa çare bulmaya gerek kalmıyor. Bu nedenle rahat ve kolay.

Otelde herşey hazır. Yemek hazır. Şezlong hazır. Denize girilecek yer, havuzdaki duş, banyodaki şampuanlar… Yataklar hazır, eğlence hazır. Uğraşmadan keyfini sürebilir ve sonra da toplamadan kalkıp gidebilirsiniz. Sürekli etrafı toplayıp duran anne ve babalara iyi geleceği kesin.

Çocuklar için güvenli alanlar. Dilediklerince koştursunlar, suya diledikleri yerden girsinler. Herşey güvenlik düşünülerek yapılandırıldığı için sorun yok.

20150601_135754
Bu uygulama benim ilk defa gördüğüm bir şeydi. Sahilde içinde oyuncaklar olan bir alan oluşturmuşlar. Çocuklar rahat rahat oynadılar gölgede.

“Mini clup” olayı hiç bana göre değil. Bu defa çocuklara da sordum katılmak isteyip istemediklerini, ama hiç cazip gelmedi onlara da. O nedenle bunu anlamlı bir şekilde değerlendiremiyorum. Bana kalırsa çocuklu tatil, çocuklarla yapılır. Onları bir yere teslim ederek değil. Bu yüzden ayrıca anlamsız da buluyorum bu “mini clup” olayını. Sabahları havuzda yapılan aerobik ve akşam eğlenceleri de bana çok saçma geldiği için, yorum yapamayacağım bunlarla ilgili.

3 gün nefis bir tatil oluyor. Yemeklerin ve tatlıların hepsinin de tadına bakılmış, otelin her türlü aktivitesi denenmiş veya görülmüş, her köseşi keşfedilmiş, hiçbir şey yapmak zorunda olmamanın keyfine varılmış olunuyor. Bu anlamda da epey dinlendirici. Fakat 3 günden sonra sıkıcı. Günün her saati, otel alanının her köşesi, her etkinlik, her yemek belli. Farklılık yaratacak bir şey yok. 3 günden sonra otel tatili keyifli olmaktan çok, sıkılan çocukları eğlendirmeye çabaladığınız, bitmesini beklediğiniz bir olaya dönüyor.

Ayrıca nereye bakarsan bak, bir bina ve beton ile karşılaşma durumu beni çok rahatsız ediyor. Gece bile yıldızlar değil, otellerin göz alıcı ışık oyunları eşlik ediyor gökyüzünün manzarasına.

Bizim tatil 3 gün sürdüğü ve beklentimiz tam da otel koşullarına uygun olduğu için, bu tatil çocuklara da bize de eğlendirici ve dinlendirici geldi.

20150601_081447

 

Kamp tatili ; Saroz Körfezi’nde, Gökçetepe Orman Kampı’nda, çadırda, tüm yemekler bizden. İlk gün 4 kişilik çekirdek aile, ikinci gün 3 kişilik bir aile daha ve diğer günlerde 4+1 kişilik bir aile daha hep birlikte…

Kampın keyfi evde başlıyor.

Ne götürmeli? Çaydanlığı aldık mı? Salata için büyük bir kap alalım bu sefer. Aman mandallarla maşayı unutma. Battaniye alsak mı, ne dersin? Bakır cezveyi koydum, kamp ateşinde kahve keyfi yapabileceğiz bu sefer. Araba doldu. Buzluğu çocukların arasında yerleştirirsek tamam bu iş. Bisikletleri çıkardım, yer kalmadı, vs. vs. vs.

Yolculuk eğer Datça, Kaş gibi uzun mesafe değil de; Saroz, Asos gibi nispeten yakın mesafede ise hiç sorun değil. Heyecanlı. Biz ailece araba yolculuklarını seviyoruz. Yolculuğun kendisinin keyif olduğunu anlatmaya çalışıyorum çocuklara doğduklarından bu yana. Sanırım artık yavaş yavaş ayırdına vardılar bunun. Onlar da eğleniyor. Kendilerini eğlendiriyorlar genelde arabada. Bu nedenle ilk yıllardaki animatör yardımcı kaptan rolüme veda ediyor sayılırım. Uzun mesafeler için bol molalar içeren bir yolculuk ve mümkünse gece yolculuğu tavsiye ediyorum.

Kamp alanındaki ilk anlar sudan çıkmış balık formatında olur. Çadıra yer beğenmek, arabayı boşaltmak, eşyaları yerleştirmek, yatakları, örtüleri hazırlamak, komşu çadırlardakileri keşfetmeye çalışmak…

20150618_160404

Sonra bir oh çekilir ve akşam yemeği hazırlanmaya başlanır. İşin keyifli kısmı mangalın yanındaki kamp sandalyesinde oturup, çocukların doğaya uyum hazırlıklarını seyretmekte. Şehirdeki sınırlı görüş alanlarına ciddi bir meydan okumadır bu sınırsızlık hissi.

Ağaçlar uzanır göğe, deniz en uzaktaki dağlara derinlik katar. Yıldızlar çıkana kadar manzara, sadece binbir şekle bürünen bulutlardır gökte. Ve doğayla bütünleşmek için ilk tedirgin dokunuş gerçekleşir toprağa. İşte bu büyülü an, kampın başladığı an’dır. Sessizce eşlik edip, kendini bırakmak gerekir. Saygıyla… Çocuksu bir coşkuyla…

IMG_20150618_154505

İlk gecemizde tüm orman alanında 3 çadır vardı. 20’lerinde bir çift, balığa gelmiş 12-13 yaşlarında bir çocukla babası ve biz. O gece gökte yıldızların yerine kara kara bulutlar, bol yağmur ve onlara eşlik eden çılgın şimşekler vardı. Erkenden çadıra girdik haliyle. Çünkü yağmurdan korunmak için yapabileceğimiz tek şey buydu. Bir de çadır su geçirmesin diye dua etmek! Kamp malzemelerini toparlayabildiğimiz kadar topladık arabaya. Tek aydınlık, şimşeklerin ışığı; tek ses, gök gürültüsüyle karışık yağmurun çadıra vuran sesi ve bizim kıkırdamalarımızdı. Önce biraz endişe ettim, ne yalan söyleyeyim. Ama sonra baktım ki çadır sağlam, başka da çare yok, kocam da dünya rahatı; koyverdim endişenin ucunu. Çocuklarla uyuyana kadar sohbet ettik, güldük, çadırda debelendik durduk. Sonra da sarılıp, dünyanın en güzel uykularından birini çektik, yağmur sesi ve serinliği ile.

Sabah sağlamdık. Fakat arabaya koyamadığımız eşyalar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Oturacak hiç kilim kalmadığına mı, elektrik prizlerinin içine su dolduğuna mı yanalım? Hiç bir şeye üzülmemeye ve maceranın keyfini çıkarmaya karar verdik. Kettle’da kaynattığımız yumurtaları yiyip, denize gittik. Biz artık zor doğa koşullarına karşı birlik olmuş, güçlü bir aileydik 🙂 Bu güvenle pek eğlenceli bir gün geçirdik. Bu sayede insanın içinde bulunduğu koşulların değil, bakış açısının mutluluğu oluşturduğunu bir kez daha görmüş olduk.

IMG_20150620_211306

O akşam kızımın arkadaşı “the best girlfriend” Rengin ve ailesi geldiler. İlk kamptı onlar için. Ben bu kadar uyumlu insanlar görmedim arkadaş. Nasıl bir keyif almak, nasıl bir memnuniyet hayattan, nasıl bir içindeki an’a uyum… Kızlar pısır pısır muhabbette, Ege hayran bakışlarla R.’nin peşinde, adamlar mangal derdinde, biz anneler muhabbette. Böyle arkadaşlarla yapılan kampın keyfi de bir başka oluyor. Kamptaki tüm olumsuz koşullar ve olmayan olanakları gülüp dalgaya vurarak, huzurun ve dinginliğin keyfini çıkardık beraber. Yedik, içtik, sohbet ettik. Durduk öylece. Dinlendi ruhlarımız. O gün hava güzeldi.

20150619_201027

Akşam kızlarla yıldız partisi yaptık. Kamp ateşi yıldızlara ulaşıp, onları ateşledi. Yıldızlar tüm göğü kapladılar en parlak ve en şık ışıkları ile. Kolkola verip, ağaçların dallarının arasında, yakamozların üzerinde dansettiler. Biz yorgunluktan danslarına eşlik edemesek de, seyri bile güzeldi.

O gece bize katılacak diğer arkadaşlarımız, 2 çocuk ve 1 köpekle, navigasyona güvenmeyerek, kendi yollarından kampa ulaşmaya karar verip, uzun ve maceralı bir yolculuktan sonra, kamp ateşimizin sonuna yetiştiler. Neyse ki kolay kurulan çadır ve bozulmayan moraller bol kahkahalı bir sohbetle bitirmemize izin verdi geceyi.

Sonraki iki gün boyunca el birliği ile hazırlanan yemekler, oynanan oyunlar, derin muhabbetler, kahve keyifleri, deniz coşkusu, hamak serinliği ve huzurla geçti.

4 yaşındaki Ege ile 26 aylık kendine has sağlam karakteri ile dünyaya meydan okuyan Zeynep harika muhabbetler yaptılar:

-Sen yürüyebiliyor musun?

-Evet. Sen?

-Ben de yürüyebiliyorum. Peki yemek yiyebiliyor musun?…..

90 yaşındaki iki ihtiyar da benzer bir muhabbete imza atabilirdi. Ananemin dediği gibi başladığı yere dönüyor insan sonunda. Bizim için iki minik insanın kurduğu muhabbet çok zevkliydi.

Ela ile Rengin dostluklarını pekiştirmekle ve bol bol kıyafet değiştirmekle meşguldüler. Elele tuvalete, denize, yemeğe gidip, hamakta beraber sallandılar. Ojelerle taşları boyayıp, kimbilir hangi en önemli meselelerini tartıştılar.

10 yaşındaki abimiz Demir, hem kızları oynatmakla, hem Paskal’ı ve kamptaki yerleşik köpeklerimiz Şeker ve Bıdık’ı beslemekle uğraştı. Arada fırsat bulunca da Ege’ye yarış oyununun ipuçlarını verdi.

20150621_140515
Oğlanlar oyunda, Passcal uykuda

Biz anneler çocuk yetiştirmekle ilgili kafamızdakileri paylaşırken, bir yandan hayatı, yemekleri, işleri, anneliği, kadınlığı konuştuk. Kadın muhabbeti diye bir şey var ya; işte o kampın paylaşımında ince ince demleniyor. Tavı geliyor. Tadına doyulmuyor.

Adamlar, bizim ve çocukların bu denli keyifli, uyumlu, halinden memnun durumunu taktir edercesine gururla ateş yakıp, ailelerini doyurdular. Çadırları kurup, güvenli bir şekilde barınmamızı sağladılar. Ha bu arada elbette ülkeyi kurtarıp, ekonomiyi düze çıkarıp, bol bol da güldüler.

Şimdi yazarken bile yüzümde bir gülümseme oluştuysa, kamp her ailenin denemesi ve keyfine varması gereken bir tatil şekli. Deneyin… Pişman olmazsınız…

20150618_101303

“İki Çocuklu Otel Tatili” Hikayesi

20150601_142149

Çocuklarla tatil her zaman çok eğlenceli ve çok yorucu oluyor. İnsan ruhen yenilense, huzurla ve neşe içinde geri gelse de tatilden, fiziken bir tatile daha ihtiyaç duyuyor. Kıştan avantajlı uçak bileti ve otel bulup ayarladığımız bu mini tatil sonrasında biz de aynısını hissediyoruz.

Çocuklarınız henüz okul çocuğu değillerse, tatil için okulların kapanmasını beklemeye de gerek yok. Hatta çok daha avantajlı fiyatlarla, daha rahat bir tatil yapmak için tercih edilmeli bu sezon. Hedefimiz Antalya, tatil süremiz 3 gün, amacımız kaydıraklı su tatili ve sınırsız dondurma idi. Önce tatilin fiziksel koşullarını, sonra da nasıl geçtiğini anlatacağım.

Zamanlama: Cumartesi sabah-pazartesi akşam. Sadece 1 günlük iş izni yeterli oluyor. Ayrıca çocuklar 3 günün sonunda aynı yerler ve aynı şeyler yapmaktan dolayı mızıldanmaya başlıyorlar. Bu nedenle otel tatili için ideal süre.

20150530_084340
Uçağa doğru elele…

Uçak: Uçak yolcuğu her ne kadar kısa da sürse, sıkıntılı bir alan sonuçta. Çocuklara toplumsal bir alanın kurallarını yaşayarak anlatmanın da bir yolu aynı zamanda. Mesela “canınız yanmadığı sürece ağlamamalısınız. Yüksek sesle kudurmamalısınız. Önünüzdeki koltuğu ittirmek, çekmek, tepesine tünemek gibi hareketler için kullanmamalısınız” gibi. Çocukları boyama, yeni oyuncaklar, hikayeler gibi yollarla oyalamak uzun yolculuklar için iyi bir yöntem olsa da, kısa yolculuklarda etrafı seyretmelerine ve belki briaz sıkılmalarına olanak tanımak gerek diye düşünüyorum. Özellikle yaşları yakın iki kardeşin kendi kendilerine ne oyunlar ve sohbetler geliştirebileceklerine hayret edebilirsiniz.

Mekan: Biz Antalya Lara’da Titanic Otel’e gittik. Otel havalimanına 13-14 km uzaklıkta olduğundan ulaşım sorun değil. Herşey dahil otellerden biri. O civarda yanyana bu şekilde pek çok otel var. Biz çok memnun kaldık. Yemekler, içkiler, temizlik…  95.000 m2 büyüklüğünde ve son derece iyi organize edilmiş bir otel. Odalarda da, iç ve dış mekanlarda da hemen herşey düşünülmüş. Sadece çocuklu aileler için değil, genç çiftler, arkadaş grupları, ikinci balayını yaşayan emekliler vs. gayet iyi vakit geçirebilirler. Alan çok geniş olduğundan ne kalabalık hissi, ne de birbirini rahatsız etme potansiyeli var. Çocuklu aileler için kesinlikle öneriyorum.

20150601_081447
Yemekteki manzara bu. Sağdaki gemi çocuk havuzu aynı zamanda. Oraya tırmanıp kaydıraktan kayıyor çocuklar.

Oda: Biz iki kişilik iki yatağın olduğu standart bir odada kaldık. Ben çocuklarla bir yatağa gayet rahat sığabildim ve inanılmaz rahattı yataklar. Üstelik iki yatağın en güzel taraflarından biri çocukların zıpzıpçılık oynayabilmelerine olanak sağlamasıydı. Akşamları çocuklar uykuya, biz balkonda muhabbete. Ana bina dışında, zemin katta yeralan odalar çocuklu aileler için daha avantajlı. Havuza erişim çok daha kolay. Eğer bebeğiniz minikse, özellikle belirtin bu odalarda kalmak istediğinizi. Ama ana binada kalmak da sorun yaratmıyor.20150601_115608

Yemekler: Sabah 7’de başlıyor kahvaltı. Biz erkenci bir aile olarak o saat itibariyle kahvaltıya indik elbette. Öğle yemeklerini sahildeki kafeteryada yemenizi tavsiye ederim. Elleri ile gözleme yapan köylüm kadınlarını seyredip, leziz bir iskender yiyebilirsiniz. Özellikle çocuklar tatlı, ardından pasta, ardından dondurma ile devam ettiler öğle yemeklerine. Biz de sınırları aştık elbette yemek izinleri konusunda tatilde.

Akşam 6:30’da çocuk büfesi açılıyordu. Kendi yemeklerini alıp, kendi ebatlarında masa ve sandalyelerde yemek yiyebildikleri bir düzen oluşturmuşlar. Çocukların çok hoşuna gitti elbette. Biz de daha rahat yiyebildik akşam yemeğini. Çocuk menüsü köfte, balık, makarna gibi klasik ama lezzetli yemeklerden oluşuyordu.

Bebekler için diyet menüsünde yağsız ve tuzsuz alternatiflerden yararlanılabilir. Ayrıca ızgara balık gibi alternatfiler de var. Doğrusu yemekler oldukça lezzetli ve çeşitliydi. Bu sebeple sorun olacağını sanmam bebek ve çocuklar için.

Akşam eğlencesi: Akşamları 9-10 arasında çocuk şarkı ve dansları ile eğleniyordu çocuklar. Ancak bizim için epey geç bir saat. Bir gece bu eğlenceye kalabilmek için, öğlen 2 saat uyuyamız gerekti. Buna rağmen sonlarına doğru bizimkiler sahneden inip, sandalyede kendilerinden geçtiler. Normal tatil insanları elbette gece devam eden şovları, hatta direk dansı yapan şahane dansçıları izleme şansına da sahipler.

20150601_142117
Oturup sohbet edilebilecek köşelerden biri. Dilerseniz önünde nargile de içebilirsiniz.

Gündüz eğlencesi: Bir dolu havuz var otelde. Yeşillikler içinde, su kaydırakları ile dolu, olimpik, sakin, curcunalı, oyunlu vs. Biz genelde içinde çocuk bölümü olan yeşillikler içindeki havuzu ve kaydırakların olduğu çocuk havuzunu tercih ettik. Çocuklar iyi eğlendiler. Ben de çocuk kaydıraklarının tadını çıkardım kendi adıma. Gayet güvenli ve eğlenceli.

Büyük kaydıraklarına cesaret edemedim ama kızım babası ile onların da tadını çıkardı.

Ayrıca tişört boyamadan, heykel yapmaya kadar çeşitli aktivitelerin yapıldığı bir çocuk mini klübü var. Kızım okuldan yeterince sıkıldığı için hiç rağbet etmedi elbette. Oğlumsa oralı bile olmadı sorduğumuzda. Bence de serbestçe havuzda veya kumlarda oynamak daha cazip.

20150601_142251
Açık havada masaj keyfi bir başka olmalı. Hiç yaptırmadım hayatımda böyle bir masaj, ama olsa hayır demem elbette 🙂

Deniz ve kum: Bildiğiniz Akdeniz. Sıcak, dalgalı, köpük köpük. Ben sevmem Akdeniz’i doğrusu. Kumu da taneliydi. O sebeple Ege’nin inci gibi kumuna alışmış çocuklar için kumdan kale yapmak zor oldu. Yine de çocuklara ayrılmış bir alanda epey oynadılar. Ayrıca çocuk parkı da vardı. Çocuklar İstanbul’da parka doydukları için pek tezahürat göstermediler gerçi.

İnsanlar: Yabancı sayısı epey fazlaydı. Genelde İngilizler, Fransızlar ve Almanlar vardı. İki şey çok dikkatimi çekti.

Birisi ne kadar sessiz oldukları. Çocuk havuzunda bizim sesimiz çınlarken, yabancılar ve çocukları sessizce oturup oyun oynuyorlardı. Akdeniz insanı olduğumuz gülüşümüzün bile coşkusundan belli oluyordu.

Diğeri ise temizlikleri oldu. Akşam havuz başı boşalırken şezlonglar bile yerlerinde oluyordu. Ne bir çöp, ne bir düzensizlik. Etrafta tek bir görevli bile olmamasına rağmen. İnsanların kendi bilinçleri ile. Hayran kaldım.

Ayrıca herkesin elinde bir kitap vardı neredeyse. Cep ve tablet kullanımı çok kısıtlıydı. Yemeklerde de çocuklar kendileri oturup yemeklerini yiyor, sonra ortalıkta koşturup oyunlar oynuyorlardı. Birkaç 10-12 yaşlarında çocuk dışında teknolojiye kilitlenmiş çocuk görmedim. Ya bilinç seviyesinin yüksekliğinden, ya da çocuk yaşlarının küçük olmasından sanırım.

Tatil Nasıl Geçti?

Uçak yolculuğu çabuk ve kolay geçti. Kitap bile okumayı başardım yolculukta.

Odaya bayıldı çocuklar. Yataklarda zıplayıp, küvette köpüklerle oynadılar. Sonra da televizyonda şansımıza oynayan Madagaskar sayesinde uyuyakaldılar.

Yemeklerden ziyade her saat dondurma ve pasta olması cazip geldi çocuklara. Bize de sürekli bira tüketimi 🙂

Kızım havuzda çok eğlendi. Hareketi çok seven bir çocuk olarak, kaydıraklardan sürekli inip çıkmak ona iyi geldi. Her yer kaymasını önleyecek şekilde düzenlenmişti. Bu sebeple biz de rahatça serbest bıraktık.

Oğlumsa havuzun kenarını tercih etti. Kovaları sayesinde haşır neşir oldu suyla.

En çok etrafta gezerken ve sohbet ederken eğlendik aslında. Sürekli birlikte olmak bize iyi geldi.

Güneşin çok yakıcı olmaması, Antalya düşünüldüğünde şanstı.

Döndüğümüzde” tekrar gelelim mi?” sorusuna cevapları şaşırtıcıydı:

4 yaş Ege: “Kamp tatili daha güzel. Kampa gidelim.”

6 yaş Ela: “Otel de güzel. Sonra gelelim. Ama kampı tercih ederim. Kampa çok gidelim, otele az gelelim.”

Ertesi sabah yatak muhabbetimizde Ege “Antalya’yı konuşmayalım. Kamptan bahset anne” dedi. Kampa geçen yıl  sadece 4 günlüğüne gitmiştik. Demek ki tadı damaklarında kalmış. Bize en kısa zamanda kamp tatili farz oldu. Çadırı hazırlamak gerek.

Özetle; birkaç günlük kaçamaklar ailenin tüm bireylerine çok iyi geliyor. Fazla ibini dibini düşünmeden planlayın, tadını çıkarın…