Kampta Çocuk Olmak

Sıcaklarda serinlemek için en tatlı yollardan biri, püfür püfür çam ağaçları altında, denize nazır bir kamp olmalı, değil mi? Kamp ile ilgili bir kaç yazı yazmıştım. Çocuklarla gidecek olanlar için biraz daha tüyo vermek isterim. Çocukların yaşlarına göre değişse de, aşağıdakiler sayesinde biz epey eğlenceli zamanlar geçirdik:

  • Çocuklar resim yapmayı çok seviyorlar malum. Yaşamın hangi evresinde boyamaktan vazgeçiyoruz emin değilim. Kendini ifade etmenin ve rahatlamanın en güzel yollarından biri oysa boyalar. Kalemler, fırçalar, parmak boyaları ve toz boyalarla renkli bir dünya... Hem araba yolculuğu, hem de kamp için yanınıza bol bol almanızı tavsiye ederim. Üstelik sonrasında vücutlarındaki boyalarla denizi de renklendirebilirler. Biraz daha büyüklerse, kamp ateşinin etrafında isim-şehir-hayvan gibi oyunlar da oynayabilirler.

20150825_182333

  • Resim yapmak, çocukların doğa ile ilgili farkındalıklarını da artırıyor. Mesela ağaçların kırmızı, sarı, kahverengi ve pek çok farklı tonda yeşil renkte olabildiğinin ayırdına daha net varıyorlar.
  • Kamp ortamında kitap okumak çok zevkli. Anne ve babanın da okuyor olması, onlar için de gösterge. Kampta neler yapılacağını görerek ve deneyimleyerek öğreniyorlar. Kitap okumak da bence olmazsa olmazlardan. Çocuklara kitap okumak, masal anlatmak, hikayeler uydurmak için daha güzel bir ortam düşünebiliyor musunuz? Aslında bu ev ortamı için de geçerli, fakat kampta alınan tat bambaşka.

DSCN5862 (1)

  • Ateş yakmak başlı başına bir olay. Çalı çırpı, kozalak ve odun toplanması, ateşin yakılması, beslenmesi, üzerinde bir şeyler pişirilmesi ve sonrasında söndürülmesi… Çocukların en çok sevdikleri, ilgilerini en çok çeken ve en uzun süre vakit geçirebildikleri kamp olayı. Güvenliklerini sağlayın ve onları bundan mahrum etmeyin. Asa Lind’in Kumkurdu serisinde ateşle ilgili bir bölüm vardır. Ateşin masumluğunu ve tehlikesini sahilde yakılan bir minik kamp ateşi üzerinden öyle güzel anlatır ki! Eğer hala tanışmadıysanız, bu muhteşem seriyi keşfetmenizi tavsiye ederim.

20160514_191949

  • Kova ve kürek çok işe yarıyor. Eğer kumsal yanındaysanız, kumlarla oynayabilirler. Eğer ormanlık bir alandaysanız taş, yaprak ve toprak taşıyabilirler. Ateşi söndürmek için su getirebilirler. Etraftaki köpek ve kuşlara su verebilirler. Domatesleri yıkayabilirler.

20160514_114746

  • Etrafta bir keşif gezisi güzel oluyor. Bunu öylesine değil de, başlı başına bir olay olarak kurgulayınca, çocukların daha çok ilgisini çekiyor. Ağaçların neler olduğu, hangisine tırmanılabileceği, yaprakların çeşitleri, patika yollar, çiçekler, ağaçların arasından gökyüzünün ne kadarının göründüğü, çeşmenin çadıra kaç adım uzakta olduğu gibi şeylerle oyunlaştırabilirsiniz.

20160521_100850

  • Yemek hazırlamak, hele de işin içinde mangal varsa harika bir aile aktivitesi. Günlük işlerin içine ne kadar dahil olurlarsa o kadar zevk alıyorlar.
  • Çadırda oyun. Evet doğanın içindeyken bir yetişkin olarak tepesi güneşin altında kaynayan bir çadırda olmak pek zevkli olmayabilir. Fakat bir çocuksanız o bir çadır değil, kendinize ait bir gizli alan. Belki bir uzay gemisi, uçak, gemi, korsan adası, mağara, denizaltı veya sadece bir çadır... Bırakın çocuk kahkahaları fırlasın çadırdan 🙂
  • Ojeyi çocuğa yakıştıramasam da, kamp için rengarenk ojeleri yanımızda bulundurmayı seviyorum. Taşları ve midye kabuklarını toplayın, boyayın ve kamp ahalisine harika bir sergi yapın.
  • Hamak güzel bişey, inanın 🙂

20150618_160322

  • Tüm aile saklambaç oynadınız mı hiç kamp alanında? Deneyin. Kahkahalarınıza kayıtsız kalamayıp size katılan bir dolu insan olacaktır.
  • Toprakta karınca yolları açıp, kenarlarına yapraklar koyarak harika bir karınca şehri yapılabiliyor, biliyor musunuz? Üstelik sabah kalkıp karınca ailesinin yaprakların ne kadarını yediklerini kontrol ettiğinizde hayrete düşebilirsiniz.

20160515_104458

  • İlk kampımızdan bu yana her akşam yıldız partisi yapıyoruz. Akşamüzeri gökyüzünde ayı görenler davetli yalnızca bu partiye. Sonra ateşin yanında yatıp, yıldızların partisinde neler olduğunu anlatıyoruz birbirimize. Özellikle kızım bayılıyor buna.

20150824_074454

  • Topladığınız yapraklardan kocaman bir insan, ev, araba, gemi yapabilirsiniz resmi yapabilirsiniz. Yaprakları renk ve şekillerine göre ayırıp, arabanın camlarını, tekerleklerini, direksiyonunu yapın ve içine girip güzel de bir fotoğraf çekin. Rüzgarsız bir anı beklemenizi tavsiye ederim elbette 🙂

20160521_142354

Sizler neler yapıyorsunuz çocuklarla sahilde veya kampta?

Reklamlar

Her Veda, Bir Merhaba…

İçinde bulunduğumuz bu zamanlar astrolojik olarak değişimin, dönüşümün, radikal kararların hayata geçişinin olası dönemleriymiş. İlgimi çeken konular bunlar. Fala inanmam ama falsız da kalmam 🙂

Bizim de hayatımız epey değişiyor şu dönemlerde. Eğrisi doğrusuna, yıllardır demlenen kararlar tavına, ruhumuz huzura, koşullar oluşuna denk geliverdi bu aralar. Hayaller plana, planlar da gerçeğe dönüşüyor. Heyecanımız tatlı tatlı taşıyor gözlerimizden. Kıpır kıpır günlere, veda geceleri karışıyor. İstanbul keşmekeşine bir aile daha veda ediyor.

20 yıl önce üniversiteyi bitirip, iş için gelmiştim bu şehre. Aradan geçen yıllar güzel olduğu kadar küstahtı da doğrusu 🙂 Bana yaşamın hayal ettiğim pek çok lezzetini tattırırken, benden de hatırı sayılır bir bedel aldı. Arada minik esler versek de, genel olarak kaosuna kapıldık bu büyülü şehrin. Bana çok sevdiğim mesleğimi yapabilme fırsatı verdi bu şehir. Güzel dostluklar, harika mekanlarda geçen nefis zamanlar, kendime bir yaşam kurma şansı, hata yapma ve dersimi alma fırsatı sundu. En önemlisi ben bu şehirde hayatımı her anlamda tamamlayan, güzelleştiren, yaşamaya değer kılan bir aile kurdum. Güzel günlerimiz oldu ve bir an gibi geçiverdi zaman.

Şimdi iş için geldiğim bu şehri, işi bıraktığım için terkediyorum. Manidar ve içinde sakladığı o çelişki sebebiyle de harika bir durum.

Bir minik Ege kasabasına yerleşmenin tam ortasındayız. Çocuklar gitti, biz de eşyaları topluyoruz. Haftaya sakin bir sabaha, yeni bir yaşama, bambaşka hayallere uyanacağız.

Tavşan Ailesi

Bir varmış, bir yokmuş.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken.Anam düştü beşikten, babam aştı eşikten. Az gittim, uz gittim. Dere tepe düz, dümdüz gittim. Derken, derken bir sabah erken; vardım bir ormana, Kaf Dağı’nın ardında, daha güneş doğmamışken.

Kaf Dağı’nın ardındaki bu güzel ormanda bir tavşan ailesi yaşarmış. Anne tavşan, baba tavşan ve 6 minik yavru tavşan. Pek çok komşuları varmış. Çünkü ormanda yaşayan tavşan ailelerinin sayısı sayısızmış. Yavru tavşanlar minikken, sıcak ve tatlı yuvalarında oyunlar oynar, eğlenirlermiş. Anne tavşan ve baba tavşan da pek mutlu olurmuş onların yavru cıvıltılarından. Zaman geçmiş, yavru tavşanlar büyümüşler. Minik yuvalarında değil, ormanın derinliklerinde oynamak istemişler. Fakat ne mümkün!

Ormanda öyle çok tavşan yaşıyormuş ki, yavru tavşanlar oyun bile oynayacak yer bulamıyorlarmış. Mesela saklambaç oynayacaklar ama her ağacın ardında, her kovukta, her yaprak yığınının altına bir başka minik tavşan oluyormuş. Mesela ağaçta koşturmaca oynayacaklar ama her dalda başka bir tavşan koşturuyormuş. Zamanla yavru tavşanlar yuvalarının önünde oyun oynayamaz ve sıkılır olmuşlar. Yavrularını böyle görünce, anne tavşan ve baba tavşanı bir düşüncedir almış. Düşünmüşler, taşınmışlar, doluyu boşaltmış, boşu doldurmuşlar ve bir karara varmışlar.

Almışlar yavru tavşanları karşılarına, anlatmışlar dilleri döndüğünce:

– Yavrularımız, kalabalıkta oyun oynayamıyoruz. Yeteri kadar havuç bulamıyor, bulduğumuz havuçları eve getiremiyoruz. Dedik ki gidelim tenhalara, yemyeşil kırlara, hep beraber gülüp oynayacak bir yer bulmaya. Ne dersiniz bu karara?

Sevinçle zıplamaya başlamış yavru tavşanlar, dans etmişler hep beraber, bu kararı mutlulukla kabul etmişler.

Ertesi sabah olunca, güneş doğudan doğunca, tepelerin üstü ışıldayıp, yapraklardaki çiğ toprağa yağmaya başlayınca; sırtlarında yorganları, ellerinde havuçları koyulmuşlar yola.

Az gitmişler, uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler. Günler, haftalar, aylar, mevsimler boyunca yürümüşler. Sabah olmuş, gece olmuş, bir güneş, bir ay doğmuş. Aya yıldızlar, güneşe bulutlar karışmış. Tavşan ailesi derelerden geçmiş, tepelerden aşmış, dağları delmiş, denizleri yüzmüş ve bir düzlüğe gelmiş. Aman ne düzlük! Bir yanı yemyeşil çimen, bir yanı gür bir orman. Bir yanı şırıl şırıl bir dere, bir yanı çiçeklerle dolu bir tepe. Burayı çok sevmişler, bir kovuğa yerleşmişler. Akşam olunca yorgunluktan hızlıca uykuya geçivermişler.

dag

Sabaha karşı bir tıpırtı uyandırmış yavru tavşanları. Anne tavşanı dürtmüşler, baba tavşana seslenmişler. Tıpırtıyı çok merak etmişler, nereden geldiğini bulmaya ant içmişler. Kovuğun ardına, ağacın üstüne, yerin altına, yemyeşil kıra bakmışlar, her yeri aramışlar. Bir de ne görseler beğenirsiniz? Havuçların yanında bir minik tarla faresi, hapur hupur yemekte bizimkilerin gözüne kestirdikleri güzelim havuçları.

Bir koşu yanına varmışlar, tanışıp arkadaş olmaya çalışmışlar. Ama ne mümkün? Tarla faresi nemrut, tarla faresi kızgın, tarla faresi endişeli, tarla faresi çoook temkinli.

-Siz kimsiniz? Neden buraya geldiniz? Kimlerdensiniz? Benden ne istiyorsunuz? Gidecek misiniz? Kalıcı mısınız yoksa? Kemirgen misiniz siz de? Gündüzü mü seversiniz, gece mi yaşayangillerdensiniz? diye sıralamış sorularını birbiri ardına.

Şaşırmışlar tavşanlar, kalakalmışlar. Anlatmışlar başlarına geleni. Önceden yaşadıkları yeri. Ne istediklerini, tüm bildiklerini. Havucu sevdiklerini ama en çok da oyun yeri istediklerini. Saklambaca bayıldıklarını, ormanda koşmayı ne de çok sevdiklerini.

Fare burnunu kırıştırmış, kulağını kaşımış, ayağı ile toprağı kazmış, biraz havaya bakmış, biraz da elini sallamış. Düşünmüş taşınmış, tavşan ailesine kocaman bir gülümseme ve bıyıklarını titreten sesle “hoş geldiniz” demiş. Meğer o da oyun arkadaşına hasretmiş.

O gün bugündür, Kaf Dağı’ndaki gür bir ormanın kenarında, yemyeşil çimenlerin, şırıl şırıl bir derenin, her yanı çiçeklerle dolu bir tepenin yanında, sıcacık bir kovukta tatlı bir tavşan ailesi yaşarmış. En sevdikleri oyun arkadaşları upuzun bıyıkları, kocaman kulakları, ince kuyruğu ve kalın sesi ile bir minik tarla faresi imiş. Bütün gün kırlarda koşar, saklambaç oynar, gün batarken tepenin üstünde havuçla karınlarını doyururlarmış. Güneş batıp da, orman sessizliğe bürününce, güzel rüyalarla dolu bir uykuya dalar, mışıl mışıl uyurlarmış.

İyi uykular yavru tavşanlar, iyi uykular minik fare, iyi uykular anne tavşan, iyi uykular baba tavşan, iyi uykular bebeklerim…

… Masal bittiğinde kızım Kaf Dağı’nın gerçek olmadığını, sadece masallarda olduğunu söyledi. Aslında kafamızın içinde bir yerde minicikmiş Kaf Dağı. Ama hayal dünyası sonsuz olduğu için, herkesin Kaf Dağı sonsuz büyüklükte olabilirmiş. Büyülüymüş de aynı zamanda… Ah çocuklar, ne güzelsiniz…

Yağmurlu Bir Gündü…

İşten eve yürüyerek dönen bir insan evladı olarak, havanın durumu beni fazlasıyla alakadar ediyor. Yaklaşık 30 dakikalık yürüyüşlerim sırasında müzik dinliyor, telefon konuşmaları ile genelde annem, bazen kardeşim ve arkadaşlarımın sürdüğüm sefaya eşlik etmesini sağlıyorum. Bahar yüzünü gösterdiğinden bu yana daha da keyfili yürüyorum.

Derken dün akşamüzeri tatlı bahar havası yerini kara bulutlara bıraktı. Yağmur bardaktan boşalırcasına tepemizden indi. Seçeneklerden biri ve mantıklı olanı, bir taksiye binmem ve trafikte yaklaşık 50 dakikada sinir harbi ile eve kuru olarak ulaşmamdı. Diğeri ise telefonumu ve cüzdanımı bir poşete koyup, bez çantam ve hırkamla sudan çıkmış balık formatında eve yürümemdi. 41 yaşında, iki çocuk annesi, kurumsal firma çalışanı bu insan mantıklı olanı değil, çocuklar gibi şen ve balıklar gibi ıslak olacağı ikinci seçeneği tercih etti.

3be3fd70525b14c1c5a2e95e372d4dd1
usershot.com

Yağmur hızını artırdıkça, ben azalttım. Yeni kına yaktığım saçlarımdan süzülen renkli damlalar da, insanların “deli bu kadın” bakışları da, her adımımda “vıck-vıck” diye ses çıkaran ayakkabılarım da beni durduramadı. Bir de türkü tutturdum billa, oh değmeyin keyfime. Çok zevkliydi. Yüzümü kaldırıp gökyüzüne gülümsedim. Bir ara dans da etmiş olabilirim hatta 🙂 

Hayat, ancak öğretilmiş kuralları sorgulayacak ve elalemin dediğini kafaya takmayacak kadar kısa ve eğlenceli. Ben içimdeki cıvıldayan çocuğu dinlemeyi tercih ettim ve bana yine harika bir masal anlattı 🙂 Size de tavsiye ederim arada bir, ruha iyi geliyor…

3418a655e5f5784cd2539a6d9a8dbc3a

 

Anne Kız Günü

Hafta sonlarını heyecanla bekleyen ailelerdeniz biz. Tipik çalışan büyükşehir insanı gibi yani. Genelde çarşambadan başlarız planlara.

İki çocuklu olmak genelde tüm aile ile beraber vakit geçirmeyi gerektiriyor. Zamanı etkin kullanabilmek için ikisinin de ilgisini çekecek planlar yapmak zamandan epey kazandırıyor. Küçük olan 4 yaşını geçtiğinden bu yana daha rahatız bu konuda. Ancak ayrı ayrı zaman geçirmeye de ihtiyaç duydukları bir gerçek.

Bu nedenle geçtiğimiz haftalarda bir günü anne-kız ve baba-oğul günü yaptık. Hafta içi planlara başladık. Kızım listesini oluşturdu hemen.

20160528_090017

Evden çıkmadan dokuztaş oynacaktık. Süslenecektik. Otobüse binecektik. Yürüyüş yapıp, denizi izleyecektik. Gratis’ten ruj alacaktık. Yani dudak nemlendiricisi. Karnımızı doyuracaktık. Pastaneden sütlü tatlı yiyecektik. Kitapçıda kitap okuyacak ve seçtiklerimizi alacaktık. Ananesini ziyaret edecektik. Bu arada bol bol “soppet” edecektik.

Hepsini yaptık. Sakin, uzun, keyfili bir gün geçirdik. Planın tamamını kızım yaptı, ben eşlik ettim sadece. Kardeşine ve henüz doğmamış kuzenine hediye olarak kitap aldı. Sohbetlerimiz doyumsuz oldu.

Gün sonunda aklımda kızımın harika bir arkadaş olduğu, ne istediğine net karar verip, bunu organize edebilecek kadar büyüdüğü ve tek çocuğun ne kadar rahat olduğu kaldı 🙂 Çocuklar böyle zamanlarda hayatları, düşünceleri, arkadaşları ve okulları ile ilgili çok şey paylaşıyorlar. Ne kadar önemli olduklarını, aramızdaki ilişkiyi daha net algılıyorlar. Herkesi mutlu eden bir durum. Bence sakin, aceleye getirilmemiş, onların yönlendirilmesiyle geçirilen böyle bir gün sık aralıklarla yapılmalı.

Oğlum da babası ile harika bir gün geçirmiş. Onlar da jimnastiğe gitmiş ve ardından yürüyüş yapmış ve bizimle buluşmak için pasta almışlar.

Dayılarının yeni evlerinde ananesi ile buluştuklarında, birbirlerine günlerini anlatmak için sabırsızlanıyorlardı. Pasta eşliğinde elbette.

En kısa zamanda bir anne-oğul ve baba-kız günü organize etmek gerek. Tadı damağımızda kaldı.

Yaz Başı

Bazen değişir insan. Minik minik olur kimi zaman, aniden oluverir kiminde de. Zaman denen sanallık salınmaya devam ettikçe üzerimizde, hücrelerimize eşlik etmesi gerek ruhumuzun da. Parça parça değişmesi, gelişmesi ve dahası güzelleşemesi gerek. Her zaman olmaz. Olmayınca da kucağı açık olmalı öte yandan, yoksa farketmiyor insan aradaki farkı !

Konuya teğet girizgah sonrası asıl mevzuya gelelim;

Yoğunuz bu aralar. Çocuklardan sonra hep yoğun, hep yorgun, hep telaşlıyım ya, neyse… Durulmaya, yavaşlamaya çabaladıkça, biri ittiriyor sanki beni. Yapmam gerekenleri düşünmek bile gerilmeme yeterli. Koşmam gerek. Öte yandan ben ilerledikçe ekleniyor yapılacaklar listeme bir şeyler hızla.

Buğday Derneği’nin 10. Yıl kutlamaları oldu Bomontiada’da. Güzeldi. Çocuklar gerçekten deli eğlendiler. Bomontiada güzel mekan. 12 yıldır görmediğimiz bir arkadaşımızla karşılaştık. Uzun süredir görmediğimiz bir diğeri ile görüştük. Çok sevdiğim bir arkadaşımı kızları, torunu ile beraber görme şansım oldu. Annem, kardeşlerim, arkadaşlarım… Bak yaşarken pek farkında olmuyorsun da, sonradan düşününce daha da güzel bir gün olduğuna kanaat getirdim. Anılar böyle oluşuyor. Çocukların hafızasında da eminim bu çılgın oyunlu gün benzer bir tat bırakacak. Mızıklamalar bir yana, o coşkuyu hatırlayacaklar çocukluklarına dair. Gidin bir ara Bomontiada’ya. Hem derneğe de uğrarsınız. Babylon da orda. Bahçesi çocuklar için biçilmiş kaftan. Yemeli içmeli organizasyon olur hatta.

20160528_144557

Jimnastikte son hafta idi. 3 yıldır yüzme, jimnastik derken kurslara ve Boğaziçi’ne veda ettik. Çocuklar Hisar kampüsünde epey vakit geçirdiler. Yolunu ezberlediler. Bahçesinde ağaca tırmandılar, arkadaşları ile oyunlar oynadılar. Yazını, kışını, baharını doya doya yaşadılar. Jimnastik için Fatih Hoca var. Gencecik, pırıl pırıl bir eğitmen. Çocukların dilini çözmüş. Harika hareketleri de, yemekten görgüye bir dolu güzel bilgiyi de oyunla beraber çocuklarla paylaşıyor. Onları dilleri dışarda, yanaklar kıpkırmızı, suratlar gurur ve mutlulukla parlar halde öğrendiklerini heyecanla paylaşmak üzere salondan fırlarken görmek çok zevkliydi.

Sonra boğaz enfensiyonu oldum. Aslında önce kızım oldu. Yutamıyorum, su içemiyorum dedikçe kaale almadık. “Geçer, dinlen, sıcak çorba iç” dedik. Yattı 2 gün halsiz ve hafif ateşli. Ettiği nazları kucaklayarak, ağrıyan yerlerini öperek iyi ettik. Bizim doktora bile göstermeye gerek görmediğimiz durum bende oluşunca vehametinin ayırdına vardık. Yavrum nasıl daynamış hakikaten! Ben yorgan döşek 3 gün iptal. Su bile içemedim. Kafam kadar antibiyotik ile ayağa kalkabildim. Anladım kuzunun yaşadıklarını ve bir kez daha saygı duydum. Sağlam bünyesi oluyor çocukların, kesin bilgi yayalım…

Anne kız günü yaptık. Bir ara anlatırım. Çok iyiydi be, çok hem de… Baba oğul günü de öyleymiş. Bir ara da anne oğul ve baba kız günlerimiz olacak. Tavsiye ederim hararetle, tadı damağımda zira.

Sonra kardeşimgiller taşındı. Yeğenimi bekliyoruz. Onlar hem yavrularını, hem de annemleri bekliyorlar. Haliyle kocaman bir eve taşındılar. Ev şahane. Oğlum 2 gece yatıya misafir kalmak suretiyle keyfini çıkardı. Mutluluk ve huzur versin, evleri neşe içinde cıvıldasın… Annem hayatındaki bilmem kaç yüzüncü taşınma ve yerleşme operasyonunu tamamladıktan sonra, bir sonraki zorlu görev için bizim malikane sınırları içine dahil oldu.

Ev ahalisi olarak çok mutluyuz. Çocuklu eve gelen anne bir ayrı güzel, bir ayrı can oluyor. Bak bu da kesin bilgi, bunu da yayalım.

Yoğunluk devam ediyor. Bir süre önce tohumları atılan, yavaş yavaş gelişen yaşam projemiz yeni bir evreye taşınmak üzere. Heyecanlı, telaşlı, umutlu, mutluyuz. Ailemiz adına güzel bir şeyler yaptığımıza inancımızla günleri doldurarak yaşıyoruz. Günler dolu gerçekten güzelliklerle 🙂

Arada yıldönümü yaşanan GEZİ ruhu ile daha da iyimser, daha da inançlıyız.

20160528_145128

Bi merhaba diyeyim dedim. Yazarak bir kez daha yaşayan, yazmadan bir yanım eksik kalanlardanım ne de olsa 🙂